Mitolojide Rahu ve Ketu

Kuzey Ay Düğümü (Rahu) ve Güney Ay Düğümü (Ketu)'nün mitolojik hikayesi çok özet olarak şöyledir:

Zaman yaratıldıktan kısa süre sonra Tanrılar ve Şeytanlar savaşmaya başlar. İki taraf da bir türlü yenişemediğinden ittifak kurmaya karar verirler. Ortak bir de karar alırlar. Okyanusu çalkalayacaklar ve böylece okyanusun dibindeki aydınlanma (ölümsüzlük diye de geçer) iksirini ortaya çıkarıp içeceklerdir.

İksir ortaya çıkınca tanrılar, iksirin şeytanların eline geçmesine razı olmaz. Tanrılardan Vişnu, güzel bir saki kılığına bürünür ve iksiri sadece tanrılara sunmaya başlar. Sakinin güzelliğiyle büyülenen şeytanlar, iksirin kendilerine servis edilmediğinin farkına varamazlar. Ama içlerinden biri, Rahu (isminin Vasuki olduğu söylenir), durumu fark eder ve tanrı kılığına bürünerek iksiri içmeyi başarır. Bu durumu da Güneş ve Ay fark eder ve saki kılığındaki Vişnu'yu uyarırlar. Vişnu hemen eski haline dönerek Rahu'yu kılıcıyla ikiye böler. Aydınlanma iksirini çoktan içmiş olan Rahu ikiye bölündüğünde artık sadece baş kısmı Rahu olur. Kuyruk kısmı ise Ketu.

Baş kısmı (Rahu) aydınlandığını sansa da iksir alt kısımda, midede, Ketu tarafında kalmıştır. Başı olmayan Ketu 'aydınlandığının' farkında değildir. Rahu ise 'aydınlanamadığının' farkında değildir. Kendini aydınlanmış sanır. Oysa Rahu ihtiraslı/kurnaz/becerikli bir şeytandır hala. Ketu ise aydınlandığı için ermiştir- artık şeytani değildir ve fakat kafası olmadığı için bilinçli bir aksiyon alamaz.

Baş da kuyruk da kendilerini ele verdikleri için Güneş ve Ay'a kin güder. Bu kin yüzünden Rahu ve Ketu zaman zaman Güneş'i ve Ay'ı yutarlar. Bu yutmalar esnasında tutulmalar oluşur.


Nasıl ki tanrılar, şeytanlar olmadan okyanusu çalkalayamacak ve dibindeki aydınlanma iksirini bulamayacaklardı; insanlar da şeytanlar olmadan kendi öz benliklerini kazanamazlar. Bugün 'iyilik' diye nitelendirdiğimiz şeyler 'kötülük' var olduğu için 'iyi'dir. Kötülük olmasaydı iyilik olmayacaktı. Karanlık yoksa ışık da yoktur. Ölüm yoksa yaşam da yoktur. (1) 


***
Şeytan Vasuki'yi ikiye bölerek Rahu ve Ketu olarak ayrılmasına sebep olan tanrının ismi Vişnu idi. Bu neden başka bir tanrı değildi de Vişnu idi?

Vişnu, Hint mitolojisinde Brahma ve Şiva ile birlikte Hint ilahiyatının üç ana tanrısını (teslisi, üçlü birliği) oluşturur. Aslında Hint mitolojisinde bu tanrıların avatarları, onların eşleri, çocukları derken milyonlarca tanrı olsa da Brahma, Şiva ve Vişnu üç ana tanrıdır, bilinç merkezidir. Aslında tek tanrının üç görevlisidir. 

Brahma, yaratıcıdır.
Şiva, yok edici / yıkıcıdır.
Vişnu ise koruyucu, devam ettiricidir. 

Vişnu, Rahu ve Ketu'yu ikiye bölerek aslında düzenin devamını sağlamaktadır. Hinduizme göre sonsuz bir yaşam-ölüm döngüsündeyiz ve bu döngüye, yani bu döngülü düzene samsara adı verilir. Samsara, etki ve tepki (karma) kurallarıyla çalışır. (Karmanın astrolojideki yansımaları ayrı bir yazı konusudur)Arzularımız/nefs (Rahu) ile manevi bilincimiz (Ketu) kavuşamadığı sürece düzen yani samsara aynen devam eder. 

***

Samsara döngüsünden nasıl kurtulunacağına dair Hinduizmin türlü teorileri, iddiaları ve felsefeleri de vardır. Bu iddiaların ortak görüşü ise tek bir varoluş (enkarnasyon) sürecinde samsaradan kurtuluşu (mokşa, sufizmdeki hidayet) sağlayabilecek mutlak bilgiye ve tecrübeye erişmek mümkün değildir. Bu yüzden her canlı defaatle, belki de milyonlarca kere samsara döngüsünden geçer. Bir kolyede dizili boncuklar gibi bütün varoluşlar (enkarnasyonlar) birbirine görünmeyen bir iple bağlıdır. Bu ip, Rahu ve Ketu'dur. Rahu ve Ketu'nun doğum haritasındaki yerleşimi bu varoluş süresince kişinin yaşam yolculuğunun ana hatlarını belirler. Bu manada Ketu, geçmiş yaşamlara; Rahu ise şimdiki ve gelecek yaşamlara dair ışık tutar. 

Astrolojide şimdiye dek hep Rahu'yu gidilmesi gereken hedef, Ketu'yu ise bırakılması gerekenler diye basitçe yorumlamış olabiliriz. Rahu, insanın arzu duyduğu ve cüret ettiği alanlar olduğu için ve bu manada günümüz şartlarında maddi anlamda (prestij, ün, para, evlilik, diploma, takdir vb) daha başarılı yapabilecek malzemeyi sağladığı için bu şekilde tavsiyedir. Ketu ise arzulu bir düşkünlük duymadığımız, başarılı olsak dahi kolayca vazgeçebildiğimiz alanlardır. Bu şartlarda Ketu'ya yönelmek kişinin motivasyonunu kesen durumlarla sık karşılaşmasına sebep olur. Kişinin maneviyat yolunda ilerlemesi ise Ketu sayesinde daha mümkündür. 

Yine astrolojide gezegenlerin de Rahu/Ketu'nun da olgunlaşma dönemleri vardır. Rahu 42 yaş civarında, Ketu ise 48 yaştan sonra olgunlaşır. İnsanın şiddetli arzuları, cüreti (Rahu) 42 yaşından sonra azalmaya veya insanın itici motivasyonu olmaktan çıkar. Manevi bilinci (Ketu) ise 48 yaşından sonra öne çıkmaya başlar. 

***
Maneviyat (mokşa/hidayet) gibi bir yolumuz yoksa da, dünyevi yaşam şartlarında bile Rahu ve Ketu, ikisi de birbirine ihtiyaç duyar. Ketu görüntüde arka planda çalışsa, önemsiz gibi dursa da yokluğu aslında Rahu'yu işlevsiz hale getirir. 

Aslında hayatın içinde Rahu ve Ketu'nun çok örneğini görürüz. Örneğin resimdeki grafik yumurtanın sperm tarafından döllenmesini göstermekte. Spermin kuyruğu (ketu) döllemeyi yapan dna'yı taşıyan başı (rahu) hedefine ulaştırır. Rahunun yakıtı, hızı görevini görür. Sonra kuyruk kafadan koparak ayrılır. Benzer bir biçimde, anne karnından bebek plazentası ile doğar. Plazenta (ketu) bebek dünyaya geldikten sonra bebekten kopar. Ketu sayesinde hayatta bir yere kadar ilerleyebilir ve sonrasında Rahu ile devam edebiliriz. 

***

Rahu ve Ketu'nun doğum haritasındaki ev yerleşimleri içinde bulunduğumuz madde dünyasında geçerliliği olan doğal yeteneklerimizi /yakıtı nereden aldığımızı (ketu) ve arzuların nereyi hedeflediği (rahu) en temel işaretler de olsa 

  • düğümlerin görünümlerinden, 
  • bulundukları burçların yönetici gezegenlerinden, 
  • yıldızlarından (nakşatralarından), 
  • yıldız yöneticilerinden 

arzuların ve gelişmiş yeteneklerin (yakıtın) nerelerde gezindiğine dair detaylara erişebiliriz. 

Bu detaylardan bazen Ketu tarafında daha uzun kalan, Ketu tarafında arzular duyan bir yaşam da çıkabilir. Örneğin Rahu'nun burç yöneticisi Ketu ile kavuşumdaysa veya Rahu'nun yıldız yöneticisi Ketu yönetimindeyse, o zaman bu kişinin arzuları, Ketu (doğal gelişmiş yetenekleri) etrafında gezinir. Bu olumlu ya da olumsuz değildir. Bu sadece böyledir. 

Vedik astrolojide Rahu ve Ketu sadece üçgen görünümler ve kavuşumlar yaparlar. Özellikle kavuştukları gezegenleri oldukça etkilerler. Örneğin Rahu ile kavuşan Venüs, kişiyi Venüsyen konularda (aşk, ticaret, lüks) aşırılıklara itebilir. Ketu ile kavuşan Venüs ise kişiyi bu konularda kayıtsız veya düşük motivasyonlu kılabilir. 



(1) Tasavvufta zıtların birliği, budizmde zıtlık prensibi şeklinde araştırabilirsiniz. Ayrıca Alan Watts'ın Mutluluğun Anlamı isimli kitabını da önerebilirim. 



[email protected]



Sonraki YazıSonraki Kayıt Önceki YazıÖnceki Kayıt Ana Sayfa

0 yorum:

Yorum Gönder