Önsöz: Aşağıdaki yazı sadece meraklısına yazılmış teknik bir yazıdır. Özellikle astroloji öğrenenlerden aldığım birçok soruya yanıt olması amacıyla yazılmıştır. 



Dünyadan uzaya doğru bakıldığında, görülebilen tüm yıldız ve de gezegenlerin görünebildiği bir gök kubbe perspektifine zodyak denir. Ben bunu ekran gibi düşünmeyi seviyorum. Uzaydaki cisimler de bizim de üzerinde bulunduğumuz Dünya da devamlı hareket halinde olduğundan ekran görüntüsü değişip durmaktadır. Astrolojinin işi bu görüntüyü sembolik olarak anlamlandırmak olsa da bu ekrandaki cisimlerin ne zaman nereye hareket edeceğinin hesaplanması işinin ardında teknik bazı meseleler de vardır.


Batı astrolojisi 0 ° Koç burcunda ilkbaharın ekinoksunda (gece gündüz eşitliğinin) başladığı noktada sabitlendiği tropik zodyak kullanır. Buna karşın, vedik astroloji çoğunlukla başlangıç ​​noktaları sabit yıldızlara göre tanımlanan, sidereal bir zodyak kullanır.

İlkbahar noktası, Dünyanın eksen kayması sebebiyle sabit yıldızlara göre daha yavaş hareket eder. İki noktanın hareket farkı yüzünden zodyaklar arasında 71.6 yılda 1° kadar fark oluşur. Yaklaşık 1500 - 2000 yıl önce, astroloji metinlerinin en çok da kaydedilmeye başladığı dönemlerde, her iki zodyak da birbiriyle neredeyse aynıydı. Bununla birlikte aradan geçen zamanda aralarındaki fark 20° 'ye kadar çıkmıştır.

Bazen takipçilerimden ‘Benim burcum Batı astrolojisine göre Oğlak ama Hint astrolojisinde Yay çıkıyor. Ben Yay olamam, mümkün değil. O zaman Hint astrolojisi yanlış olmalı’ gibi yorumlar alıyorum.

Şahsen ben de tropik zodyak kullanıyorum ama takımyıldızı bazlı yorum yaparken, yani nakşatra sistemlerini yorumlarıma dahil ettiğim noktada sidereal perspektifine kayıyorum. Yani yukarıdaki yorumu yapan takipçi benim gözümde de Yay değil, Oğlak. Ama konuyu kişisel zodyak tercihimden çıkarırsam zaten nakşatra sisteminde zodyak 27 takımyıldızına (nakşatraya) bölünmüştür. O yüzden tropik sistemde ‘Oğlak’ dediğimiz şeyin nakşatra sisteminde karşılık geldiği yer ‘Yay’ diye geçse de tanımı çok farklı olabiliyor. Tanımı Oğlak gibi de olabiliyor, bambaşka bir şey de olabiliyor.

Bu karmaşa burada da kalmıyor üstelik.

Günümüzde sidereal zodyak, tropik zodyaktan belirli bir fark değeri çıkarılarak türetilir. Bu fark değeri ayanamsa olarak adlandırılır. Yani, ayanamsa, ilkbahar noktası başlangıcı olan tropik zodyakla sidereal zodyak arasındaki fark hesabıdır.

Sidereal zodyak kullanan astrologlar, ne yazık ki sidereal zodyakın başlangıç ​​noktasının bulunması gereken yerin ne olduğu konusunda hemfikir değiller. Bu konuda pek çok farklı fikir var ve dolayısıyla çok miktarda farklı ayanamsalar var. Vedik astroloji öğrenmeye başlayanlar genellikle kendi öğretmeni hangi ayanamsayı kullanıyorsa onu kullanma yolunu tercih ederler ama bunu sorgulayan bir öğrenciyseniz karar vermeniz bunca çeşitlilik içinde oldukça güç olacaktır.

Hint astrologları ve bu astrolojinin batılı öğrencileri çoğunlukla Lahiri Ayanamsa'yı kullanırken, batıdaki sidereal geleneği çoğunlukla Fagan / Bradley Ayanamsa'sını kullanmaktadır. Ben ise şahsen Galaktik Merkez ayanamsasını kullanıyorum. Yüzlerce farklı ayanamsa hesabı olsa da aşağıda en çok kullanılan bu üç ayanamsa hakkında genel açıklamaları bulabilirsiniz:


* Fagan/Bradley Ayanamsası

İlk kez İrlanda kökenli Amerikalı astrolog Cyril Fagan (1896-1970) tarafından 1950’de basılan Eski ve Yeni Zodyaklar isimli kitapta "hipsomatik ayanamsa" tanıtıldı. Ayanamsa, ilkbahar noktası başlangıcı olan tropik zodyakla sidereal zodyak arasındaki fark hesabıdır. Fagan’ın hipsomatik ayanamsa hesabı da gezegenlerin yücelme derecelerinin kökenlerini (hipsomalar) araştırarak bulduğu ve buna göre sabit yıldız Spica'yı 29 ° Başak'a taşıyarak bulduğu farktır.

Amerikalı astrolog Donald A. Bradley (1925-1974) 1957'de bu yıldızın konumunu yüzlerce mühim olayın tarihlerini inceleyerek 29 ° 06’ Başak’a çevirdi. Fagan / Bradley’nin yarattığı sidereal zodyakı, Helenistik dönemde Babil astrologları tarafından kullanılan zodyaka çok benzemektedir.


* Lahiri Ayanamsası

Hindistan’da en çok kullanılan ayanamsa Lahiri Ayanamsasıdır. Hindistan’da çok sayıda düzenlenen festival ve ayinlerin düzene konulması amacıyla resmi bir ayanamsa ihtiyacı doğmuştu. Bu sebeple kurulan Hindistan Takvim Reformu Komitesi, 1955 yılında astronomi uzmanı Nirmala Chandra Lahiri tarafından hesaplanmış olan Lahiri Ayanamsasını resmi kabul etmiştir. Fakat, bu ayanamsanın tarihi geçmişi biraz sorunludur ve birçok uzman Lahiri’nin en az birkaç derece hatalı olduğunu düşünmektedir.

Lahiri, sabit yıldız Spica’nın 0° Terazi burcunda sabitler. Fakat yıldıza sabit yıldız desek de sabit yıldızların da yavaş da olsa bir hareketi vardır ve az da olsa ekliptik düzlemde farklı yerlerde görülebilirler.



* Galaktik Merkez Ayanamsası

1932 yılında telekonünikasyon mühendisi Karl Jansky yurtdışı telefon görüşmelerini etkileyen bir statik olduğunu fark etti. Bu statiğin kaynağını bulmak için de bir radyoteleskop yaptı. Statiğin kaynağı, kısmen 26° Yay burcu noktasından geliyordu. 1960’ların sonuna gelindiğinde uzay bilimciler Galaktik Merkezi radyo ve infrared frekansları sayesinde tanımladı. Samanyolu galaksisinin merkezinde büyük bir yıldız ölçülerinde ama Güneş’in dört milyon katı kütlesine sahip bir kara delik vardı. Bu kara deliğe doğru itilen inanılmaz kütlelerdeki madde de bu statiğe sebep oluyordu.

İşin ilginci Horary astrolojisinin mucidi ve Ay’ın boşlukta olmasının etkilerini ilk keşfeden William Lilly 1600’lü yıllarda yaşamasına rağmen Ay’ın Yay burcunun son derecelerinde boşlukta olmadığını iddia ederdi.

Galaksimizin merkezi, tropik zodyaka göre 1950 yılında 26° 10 dakika Yay burcu noktasına düşüyordu. Üstelik gerçekten yeri sabitti ve ancak Dünya’nın eksen kayması kadar görüşümüzden kayabilirdi. Eksen kaymasının hareketi ölçülebildiğinden galaksimizin merkezi 2017 yılında 27° Yay burcuna gelmiştir. 27 derece Yay burcu Mula nakşatrasına tekabül eder ve Mula da ‘kök’ , ‘kaynak’ anlamına gelir. Sırf anlamı itibariyle muhtemelen eski devirlerdeki kadim bilgi de buranın merkez olduğunu anlamıştı. Bu vesileyle Yay burcunun 26-27 derecelerinde gezegenleri bulunan kişilerin sıra dışı özellikleri olması dikkat çeker.

Ben de Vedik astroloji hocam olan Ernst Wilhelm’in de kullandığı Galaktik Merkezini sabit alan, ama Dünya’nın eksen kayması hesabını da kuzey kutuptan geçen sanal bir doğruya göre içeren zodyakı baz alıyorum. Özel yorumlarımda diğer astrologlara göre dönem farklıları da bundan ileri gelebilir. Aylık burç videolarımda bu detaya girmek genellikle mümkün olmuyor zaten. 









Image result for solar eclipse meditationİnsanlık tarihi boyunca zaman kavramını Güneş ve Ay'ın hareketlerinden ifade ettik. Güneşin etrafında bir tur attık ve buna bir sene dedik. Ay, etrafımızda bir tur döndü, buna bir ay dedik. 


Vedik felsefesinde Güneş zihni, Ay da duyguları temsil eder. Bu ikili bir araya geldiğinde 'zaman durur'. Zamanın durmasından kasıt sonsuz seçeneklerin önümüze açıldığı 'anın' gelmesidir. Her bir seçenek, hayatın akışını değiştirebilecek kapasitedir. 

Güneş ve Ay ikilisi, güneş tutulmaları esnasında bir araya gelir. Zihinle duygular bir araya geldiğinde sonsuz seçeneklerin kapısı açılır. Bu seçeneklerin önümüze açılması için sadece güneş tutulmalarını beklememiz gerekmez. Yogiler, mistikler, dervişler, sufiler zihinleriyle kalplerini birleştirebilen insanlardır. Yine de onlar seçilmiş kişiler değildirler. Herkesin içinde spiritüel güçler vardır. Bunu fark etmek ve ortaya çıkarmak zihin tarafımızın ağır bastığı ve kalp tarafımızın göz ardı edildiği günümüzde biraz daha zor olabilir.

Bu yazımda size nasıl yogi olunur, nasıl derviş olunur diye anlatmak gibi bir niyetim yok. Ben de spiritüel konularda ilerlemiş biri değilim ama bu konuları araştırmayı seven biri olarak öğrendiğim bir zihinde canlandırma (visualization) tekniğini sizinle paylaşmak isterim. 

Sessiz bir odada ister bağdaş kurarak yerde, isterseniz bir sandalyede rahatça oturun. Gözlerinizi kapayın. Birkaç kez derin sufi nefesi (içinizden yavaşça 4'e kadar sayarak burundan aldığınız nefesi ağızdan 8'e kadar sayarak bırakarak) alın. 

Bir iki dakika kalbinize odaklanın. Göğsünüzü, kalp atışınızı hissedin. 
Sonra kalbinizde kocaman bir güneş olduğunu düşünün. Yakıcı bir güneş kalbinizde parlıyor gibi zihninizde canlandırın. 
Sonra kocaman parlak bir dolunay düşünün ve bu parlak ay yavaş yavaş kalbinizdeki güneşe yaklaşsın ve iç içe girsinler. Tamamen birbirlerine karıştıklarında bir Güneş Tutulması canlandırmış olacaksınız. O an 'zaman duracak' ve önünüze sonsuz seçenekler açılacaktır. O an, ilerde olmak istediğiniz hali, bulunmak istediğiniz yeri zihninizde canlandırın. Evli ve mutlusunuz. Refaha kavuşmuşsunuz. Okulu bitirmişsiniz..gibi. Dilediğiniz durumun görüntüsünü gün içinde de sık sık aklınıza getirin. 

Ben en iyisi Güneş Tutulmasını bekleyeyim, yaşam bana kutumdan ne çıkarsa onu versin diyorsanız da 16 Şubat 2018'de gece yarısından hemen sonra 27 derece Kova burcunda bir Güneş Tutulması yaşayacağız. Güneş Tutulmaları yeni ve güçlü başlangıçları ifade eder. Kova burcunda olması bu başlangıçların özgürlükçü, bağımsız ve dostane bir yanı olduğunu gösterir. Doğum haritanızda bu tutulma noktası hangi evdeyse o evle ilgili seçenekleriniz açılacaktır. Özellikle Kova burcunun son günlerinde doğduysanız (15-20 Şubat civarı) veya ileri derece Kova burcunda Ay'ınız varsa bu tutulma hayatınızda önemli kararlar alacağınıza işaret eder. 


[email protected]









Image result for speedy communicationKuzey Ay Düğümü (KAD), Vedik Astrolojisindeki ismiyle Rahu, asla tatmin olmayan ihtiraslarımızdır. Bulunduğu evle ilgili konularda yetinmeyi bilmez ve hep daha fazlasını ister. Karmik bir yanı da vardır. Evrenin bize çizdiği yoldur. Bu yolu beğensek de beğenmesek de, istesek de istemesek de yürümek durumundayızdır. Biz bu yola girmek istemesek de hayatımız öyle bir akar ki kendimizi o yolda yürür buluruz. Bu yol, alışık olduğumuz bir yol da değildir üstelik. Yolun bilinmezliği kişiyi strese de sokabilir.  


Kuzey Ay Düğümüne yaklaşan gezegenler de düğümün ihtirasını ve stresini paylaşır. Örneğin, kuzey düğüme yaklamış bir Merküre sahip kişinin, Merküre has özellikleri hem çoğalır hem de stres altına girebilir. Kuzey düğümü gezegenin özelliklerini adeta abartarak onu strese sokabilir. Bu durum ne şekillerde ortaya çıkar? 

Merkür, en geniş anlamıyla iletişimdir. Pratik olmaktır. Oyunun kurallarını anlamaktır. Yakın çevremizdeki kişilerdir. Basit araçlardır. Basit hesaplardır.  Kısa analizlerdir. 

Merkürün yanına gelmiş bir kuzey ay düğümü, iletişimi çoğaltır. Kişi çok konuşan, çok yazan biri olabilir. Çoğalan her şeyin hataya uğrama ihtimali de fazladır. Kişi sık sık iletişim kazaları yaşayabilir. Kendini yanlış ifade edebilir, yanlış anlaşılmalara maruz kalabilir. Günümüzün sosyal medya dünyasında kısa ve hızlı iletişim severlikleri sebebiyle etkin olabilirler.

Kişi çok pratiktir, hızlıdır. Artan hız sebebiyle bir an önce olsun bitsin pratikliğine fazla odaklandığından kişinin sakarlıkları da artar. Kişi hızlı düşünür, hızlı hesap yapar. Matematiği kuvvetlidir. İçinde bulunduğu ortamın, elindeki projenin kurallarını hızlıca kavrar. Ama artan hızı ve pratiği sebebiyle derin düşünmesi, ağırdan alması, beklemesi gereken durumları da pas geçebilir. Bu yüzden genellikle çok zekidirler ama her zaman çok akıllı kararlar alamayabilirler. Test çözmekte iyidirler ama uzun çözümlemeler gerektiren süreçlerden kopabilirler.  

Merkür KAD kavuşumu olan bazı ünlüler: Yeşim Salkım, Mirkelam, Nazan Kesal  
















Aralık 2017'nin burçlara göre yorumu YouTube kanalımda yayında.

Bu ay İkizler burcunda bir dolunay ve Yay burcunda da bir yeni ay var.
Satürn ise 2.5 yıldır bulunduğu Yay burcundan çıkarak Oğlak burcuna giriyor.
Senenin son Merkür gerilemesi de Aralık ayının önemli gündemlerinden biri olacak.

[email protected]








Çiftlerin birbirleriyle uyumunu astrolojik açıdan yorumlayan onlarca yöntem var. Batı astrolojisinde sinastri denen yöntemde iki kişinin doğum haritası üst üste iki çember halinde konar. Her kişinin gezegenlerinin diğer kişinin gezegenleriyle yumuşak veya sert açılar yapmasına ve gezegenlerin birbirlerinin 'zor' veya 'kolay' evlerine düşmesine göre bir uyum kararına varılır. 

Bu yöntemi reddetmesem de bunu yüzeysel bulduğumu ve çiftlerin herhangi bir sorunsuz anında birbirleriyle muhabbetini ölçme seviyesinde işe yaradığını düşünürüm. Oysa bazı çiftler gerçekten sorundan başını kaldıramaz. Bazıları birbirlerini sürekli yanlış anlar. Bazıları bir türlü bir araya gelemez. Bazıları da zamanla birbirine saygısını yitirir. Beraberlikler de genellikle, farklı zevklere sahip olmak yerine bu sebeplerden biter.

Vedik astrolojisinin 12 adet beraberlik sorunları (kuta) kategorisi vardır. Bunlardan bazıları diğerlerine göre oldukça önemlidir. Bu yazımda önemli bulduğum bazı sorun tiplerinden bahsedeceğim. Yazıyı yavaş yavaş tamamlama niyetindeyim. Yazıyı eksik bulduysanız  henüz tamamlanmamış olduğundandır :)

BERABERLİK ENGELİ (VEDHA KUTASI) 

Beraberliğinize engeliniz olduğunda her beraber olduğunuzda hayatınızda bir sorun çıkar ve ayrı düşmek zorunda kalırsınız. Bu sorunlar kendini aile draması, para sorunu, eski sevgililerin beraberliğinizi karıştırması, hastalıklar, birbirinizden ayrı şehire/ülkeye yerleşmek zorunda kalmak gibi çeşitli dış sebeplerle kendini gösterebilir. Çok sık rastlanmasa da engelin varlığı dikkat çekicidir. Çiftlerin kişilikleri birbirine çok uysa da adeta birbirlerinden uzağa itilirler.

Aşağıdaki tabloda bu engelin hangi burçlar arasında ve hangi derecelerde olduğunu bulabilirsiniz. Örneğin ilk satırı şöyle okumalıyız:

Batı yöntemine göre Ay burcu 27 derece Koç'ta olan AYŞE 1 nolu Ashwini nakşatrasına aittir. Ashwini nakşatrasındaki kişiler 18 nolu Jyestha nakşatrasıyla engellidir. AYŞE, 22 derece Yay burcunda Ay'ı olan, 18 nolu Jyestha nakşatrasından bir kişiyle beraber olmak istediğinde elinde olmayan türlü engeller ortaya çıkar ve ilişkisinin devamlı huzursuz bir gündemi olur. 




SAYGI ENGELİ (STRİİ-DİİRGHA KUTA)

Bir sinastri haritasında yukarda bahsettiğim Beraberlik Engeli yoksa ilk baktığım engel Strii-Diirgha'dır. Bu da uzun sürmesi umut edilen bir ilişkinin olmazsa olmazlarındandır. 

Çiftlerin uzun vadede birbirlerine saygılarını yitirmemeleri için kadının ve erkeğin kendi doğalarına uygun davranması gerekir. Bir ilişkide erkek verici ve ilk adımı atan olmadır. Bu, erkeğin muhakkak varlıklı olması, kadınına bakması ve her işi üstlenmesi anlamında değildir. Doğası gereği erkek, başlatıcıdır, yol açıcıdır. Vericidir. Kadın da bu yolda ilerlerken erkeğin sunduklarını kabul eden ve bunları değerlendirendir. Dişilik alıcılıktır. Erkek, kadına/yuvasına sundukları takdir edilsin ister. Kadın da duyguları gözetilsin, sunduklarıyla değil, varlığıyla takdir görsün ister. 

Bu durumu çok cinsiyetçi bakışla ele almamanızı öneririm. Bu bakışla ele almayı tercih ederseniz de Vedik metinlerin binlerce yıllık olduğunu ve zamanın ruhuyla ele alındığını unutmayınız. Bunu günümüze uyarlamakta da elbette bir sakınca yoktur. 

Strii-Diirga uyumsuzluğu olan çiftlerde kadınla erkek adeta rol değiştirmiştir. Kadın, ilişkiyi başlatmış, ilişkinin ilerlemesi için türlü yollar açmış, kondurmuş, kaldırmıştır. İlişkinin ve sonrasında gelen yuvanın/ailenin her adımını planlayan ve bunları hayata geçiren kadın olmuştur. Erkek ise bütün bu süreçte takdir görmediğini düşünebilir. Erkek, karısına hep destek olmuş bir erkek de olabilir ama karısı için yapmayı düşündüğü her şeyi karısı önceden yapmıştır bile. Bu ilişkiyi yıllara uzattığımızda bir noktada kadın her şeyi yapan olmaktan bıkıp, duyguları gözetilsin ihtiyacıyla söylenmeye başlayabilir. Erkek ise bu söylenmeleri takdir edilmediğinin de hissiyle dırdırcı bulabilir. Günün sonunda elimizde sevilmediğini düşünen bir kadın ve dırdır yediği için yine sevilmediğini düşünen bir erkek vardır. 

Strii-Diirgha engelinin hikayesi eminim ki bir çoğunuza tanıdık gelmiştir. Bu engel ilişkilerin neredeyse yarısında mevcuttur. Oldukça yaygındır. Kadın saçımı süpürge ettim diye dövünür. Erkek de dırdır eden bir karısı olduğunu düşünür. 

Bu arada bu engel kadının çok becerikli ve akıllı ya da erkeğin çok beceriksiz ve tembel olması yüzünden gelişen bir durum değildir. Kadının erkekten daha çok kazanması veya daha yüksek statülü işler yapmasıyla da alakalı değildir. Bu durum, bu ikilinin beraberliğinden ortaya çıkan bir durumdur. Aynı kadın başka bir ilişkide duyguları daha gözetilen taraf olabilirken erkek de sundukları takdir edilen biri olabilir. 

Bu engele sahip ve öyle ya da böyle evliliklerini sevilmediklerini düşünerek sürüren çok çift vardır. Bu başlı başına bir boşanma sebebi de sayılmaz ama bir huzursuzluk sebebi olduğu aşikardır. 

Bu engel astrolojik olarak erkeğin Ay'ı ile kadının Ay'ı arasındaki mesafeyle alakalıdır. Strii Diirga engelinin olmaması için kadının Ay'ı, erkeğin Ay'ından kaba hesapla en fazla 6 burç ötede, ya da net hesapla en fazla 14 nakşatra veya 180 derece ötede olmalıdır. Hesaba hep erkeğin Ay'ından başlarız. 

Örneğin, Ay burcu Terazi olan bir erkek, Ay burcu Oğlak olan bir kadınla bu engele çarpmaz. Oğlak, Terazi'den sonraki 4.burçtur. 6 burç ve daha altı mesafe, strii-diirgha engeli yaratmaz. Bu cümle sadece bu engele hastır. İlişkilerinde başka engeller/meseleler elbette olabilir ama Strii-Diirgha engelleri olmaz. 

Örneğin Ay burcu Balık olan bir erkek Ay burcu Koç olan bir kadınla bu engele takılmaz. Ama Ay burcu Koç olan bir erkekle Ay burcu Balık olan bir kadın engellidir. Zira erkekten itibaren saydığımızda bu ikili arasında 12 burç vardır. 

Yukarıdaki listedeki nakşatralarla ilerlersek 4 nolu Rohini nakşatrasında Ay'ı olan bir erkek, 4+14=18 nolu Jyestha nakşatrasına kadar Ay burcuna sahip olan bir kadınla bu engele çarpmaz. 18 nolu Jyestha dahil değildir. 17.nakşatra sonuna kadar uyum geçerlidir. 

Yine mesela 20 nolu Purva Ashadha nakşatrasında yerleşmiş bir Ay'a sahip bir erkek 14 nakşatra ötede 7 nolu Punarvasu'ya KADAR (Punarvasu dahil değil) olan nakşatralarda Ay'ı bulunan bir kadınla beraberliğinde bu engele çarpmaz.  



İP ENGELİ (RAJU KUTA) 

'Bir ileri iki geri' diye tabir ettiğimiz türden beraberliklerde İp Engeli bulunabilir. İp'ten kasıt çiftin birbirine çeşitli yerlerinden iplerle bağlı olması ve birisi düştüğünde, diğerinin onu kaldıramadan, aralarındaki ip yüzünden kendinin de düşmesidir. Bu durumdaki çiftler küçük meselelerden büyük sarsıntılar yaşayabilir. 

Yukarıda bahsettiğim Strii-Diirgha engeliniz YOKSA İp Engeliniz de yok hükmündedir. Strii-Diirgha engeliniz varsa şayet İp engeli de ekstra yorucudur. 

Bu engelin Ayak, Kucak, Boyun, Karın, Kafa olarak kategorileri vardır. Çiftlerin bu engele takılmamaları için AY'larının aynı kategoriden olmamaları gerekir. Çiftler arasında bu engelin olup olmadığını anlamak için yukarıdaki listeyi kullanabilirsiniz.

Ayak: Ashvini, Ashlesha, Magha, Jyeshtha, Mula, Revati.
Kucak: Bharani, Pushya, Purva Phalguni, Anuradha, Purva Ashada, Uttara Bhadrapada
Boyun: Rohini, Ardra, Hasta, Swati, Shravana, Shatabisha
Karın: Krittika, Punarvasu, Uttara Phalguni, Vishaka, Uttara Ashada, Purva Bhadrapada
Kafa: Mrigashira, Chitra, Dhanishta

Ayak engeli beraberliğin ortak hedeflerini azaltır. 
Kucak engeli beraberliğin genel olarak maddi kısmetini azaltır. 
Boyun engeli kadının ruh/beden sağlığını azaltabilir.
Karın engeli çocuk sahibi olmakta veya çocuklar yüzünden huzursuzluk verebilir. 
Kafa engeli erkeğin ruh/beden sağlığını azaltabilir.

Örneğin: 
Ay burcu Batı takvimine göre 3 derece Başak burcunda olan biri (yukarıdaki listeden bakınca) 10 nolu Magha nakşatrasına aittir. 
Bu kişi, Magha nakşatrasının (aşağıdaki kategoride) ait olduğu AYAK kategorisinden birinde Ay'ı olan bir eşle beraber olduğunda bu ilişki hedefsizleşir. Çiftler beraber olduğunda amaçsızca gezinebilirler. Çok yer değiştirebilirler. Beraberce bir yerde tutunamayabilirler.









Kasım 2017'nin burçlara göre yorumu YouTube kanalımda yayında.

Bu ay Boğa burcunda bir dolunay ve Akrep burcunda da bir yeni ay var.
Satürn ile Uranüs de son bir kez daha üçgen açısıyla kaostan sonraki düzeni kurmaya çalışacak. 

[email protected]










Vedik astrolojinin özellikle Jaimini metodu doğum haritasındaki gezegenleri burçlardaki derecelerine göre sıraya dizer. En yüksek dereceye sahip gezegeniniz ruhunuzun temsilcisi diye dilimize çevrilebilen Atmakaraka gezegeninizdir. Klasik vedik astrolojide uzak gezegenler listeye alınmaz. 

Diyelim doğum haritasındaki gezegenleriniz şöyle dizilmiş olsun: 


Güneş:    15°27' Yengeç

Ay:          16°42' İkizler
Merkür:   29°17' Yengeç
Venüs:     20°56' Aslan
Mars:      20°37' Aslan
Jüpiter:    13°18' Yay
Satürn:    26°09' Kova

Bu listede en yüksek dereceye sahip olan gezegen 29°17'yle Merkür'dür. Bu durumda Merkür, Atmakaraka gezegeninizdir.


Atmakaraka gezegen, ruhunuzun ihtiraslarını gösterir. Jaimini felsefesine göre tüketmeniz gereken karma da bu gezegen üzerinden belirlenir. Ancak bu gezegenin hakkını verdiğinizde moksha'ya (özgürlük, aydınlanma, karmadan kurtulma) ulaşırsınız. Karmanızı tüketirken Atmakaraka gezegeninizin bulunduğu evle ilgili konularda türlü zorluklar yaşamanız da beklenir. 


Atmakaraka gezegeniniz Güneş ise ruhunuz otoriter ve lider ruhlusunuzdur. Kendinize güvenirsiniz. İtibar görmek, ünvanlar kazanmak istersiniz. Egoist tavırlarınızı törpülemeniz ve daha mütevazi olmayı öğrenerek karmanızı tüketmeniz beklenir.  Bu arada Güneş, herkesi için doğal bir Atmakaraka'dır. Yani herkesin zaten egodan kurtularak karmasını tüketmesi beklenir.


Atmakaraka gezegeniniz Ay ise tam bir minnoşsunuzdur. Yufka yürekli, samimi, iflah olmaz romantik ve sevgi dolusunuzdur. Ailenize ve sevdiklerinize çok düşkünsünüzdür. Sevdiklerinize karşı aşırı sevgi bağınızı törpüleyerek, gerçek ve sahte sevgiyi ayırt etmeyi öğrenerek karmanızdan kurtulabilirsiniz.


Atmakaraka gezegeniniz Merkür ise tam bir öğrenme sevdalısınınızdır. Çabuk adapte olur, çok konuşur, hızlı öğrenirsiniz. Bilgiye doyamazsınız. Siz de doğru yerde, doğru zamanda, doğru şekilde konuşmayı/iletişmeyi öğrenerek karmanızdan kurtulursunuz. Genellikle büyük çamlar deviren kişilerdir. 


Atmakaraka gezegeniniz Venüs ise sevgi ile hazzı birbirine karıştırmış olabilirsiniz. Haz duyduran (cinsellik, egzotik yemekler, para) şeylere meyiliniz büyüktür. Sevilmek isteğiniz çok baskındır. Gerçek sevgiyi bulma yolunda karmanızı tüketirsiniz.  


Atmakaraka gezegeniniz Mars ise zorluklarla mücadele etme beceriniz vardır. Enerjiniz yüksektir. Agresif olmamayı öğrenerek, istediklerinizi elde etmek için zora başvurmayarak karmanızı tüketirsiniz. Yenmeyi de yenilmeyi de öğrenmelisiniz. Enerjinizi ve öfkenizi kontrol altında tutarak yüklerinizden kurtulursunuz. Zihinsel olarak da derin araştırmalar yaparak, işin aslını, kökenini araştırarak adeta bir dedektif gibi ilerlersiniz ama karmanızı azaltmak için hayatı daha hafife almalı, aşırı mantıklı olmayı bırakmalı ve daha spontan yaşamalısınız.


Atmakaraka gezegeniniz Jüpiter ise başkalarının fikirlerine de saygı duymayı öğrenerek karmanızı tamamlarsınız. Öğretmenlerinize, akıl hocalarınıza, büyüklerinize saygı duymayı; çocuklara ve kadınsanız kocanızla ilgilenmeyi aksatmamalısınız. Zira onlardan da öğrenecek çok şeyiniz vardır. Hayatınıza sahte bilgeler alarak doğru hocayı, doğru fikri bulma yolunda sınanırsınız. 


Atmakaraka gezegeniniz Satürn ise hüznü ve yalnızlığı çok iyi bilerek doğmuşsunuzdur. Çevrenizin de acısını ve yalnızlığını azaltmak üzere bir karmanız vardır. Yavaş büyümekle, zaman alan durumlarla sınanırsınız. Ruhunuz düzen ve devamlılık ister ama çevreniz bu isteklerinizi tehdit eden disiplin dışı kişilerle doludur. 



**
Atmakaraka gezegenin sizi ne kadar sınayacağı bulunduğu eve ve burca göre, aldığı etkilere göre de değişir. Astroloji bütündür. Tek bir etkiden büyük çıkarımlar yapmanızı önermem.

[email protected]






Ekim 2017'nin burçlara göre yorumu YouTube kanalımda yayında.

Bu ay Koç burcunda bir dolunay ve Terazi burcunda da bir yeni ay var.
Jüpiter de yaklaşık 13 aydır bulunduğu Terazi burcundan çıkarak Akrep burcuna giriyor. 

[email protected]


    

Yaralı şifacı Şiron, otomatik olarak başkalarına yardım etmek için çırpınmayı simgeleyen bir göktaşıdır. Güney Ay Düğümü (GAD) ise geçmiş yaşamlarınızda sıklıkla tecrübe ettiğiniz ve bu hayatınızda otomatik bir refleks gibi yaşattığınız ama bu yüzden de başınızı ağrıttığınız hallerdir. 

Şiron ile yaklaşmış bir GAD'a sahipseniz (veya sadece Şiron'unuz 12.evdeyse) herkesin tavsiye almak, derdini anlatmak için gittiği birisinizdir. Böyle bir eğitiminiz, ehliyetiniz olmasa bile adeta bir hoca, bir mentor, bir rehber gibisinizdir. Şunu anlamanız gerekir ki bu seferki hayatınızda bu hocalıktan, rehberlikten vazgeçmeniz gerekir. Zira yol gösterdiğiniz kişiler zaten size koşa koşa gelse de sizi dinlemez. Sizin tavsiyelerinize saygı bile duymayabilir. Ya da en iyi ihtimalle zaten siz otomatik olarak onlara tavsiye vermek üzere bir kenarda her zaman hazır durmalısınız. Siz değerli tavsiyeler içeren emeğinizin maddi/manevi karşılığını istediğinizde sizden uzaklaşabilirler. 

Şiron'u ile GAD'ı kavuşum yapan kişilere rehberlik modlarından çıkmalarını önerebilirim. Bilakis, size rehberlik edecek kişiler bulun veya böyle bir ihtiyacınız yoksa bulmayın. Herkesin her derdini çözmeye çalışmaktan vazgeçin. Kendinizi de devamlı düzeltmeye, daha doğruyu, daha iyiyi yapmaya, her çareyi kendiniz bizzat bulmaya, her reçeteyi sorgulamaya da çalışmayın. Belki de zaten düzeltecek, tedavi edecek bir durum yoktur. Bazı şeyler eksik kalmalıdır. Bu rehber/öğretmen/tamirci rolünüzden çıktığınızda insanlara artık onların ihtiyaçları ve ajandasına uygun, onlara amade bir pozisyonunuz kalmadığında size kızabilirler. Sizin çıkarınız olmadığı için onlara yardım etmediğinizi düşünüp sizi samimiyetsizlikle suçlayabilirler. Buna da hazır olun. 

Özetle, hayatınızda devamlı duygusal yaralarını tamir etmenizi bekleyen dramalarla dolu kişilerden uzak durun. Kendinizde de bir kusur arayıp onu kendi kendinize düzeltmeye çalışmaktan vazgeçin. Belki de düzeltecek bir kusurunuz yoktur. Varsa da kusurunuzu benimseyin veya kendiniz bu kusurunuzu giderebilecek birine danışın.    

Edit: Bu arada yazıya Güzin Abla resmi koyduktan sonra Güzin Abla'nın doğum haritasını merak ettim. Sadece 1921 doğumlu olduğu biliniyor. O yılda da Şiron ve Güney Ay Düğümü aynı evdeydi :) Güzin Abla'da da muhtemelen 6/12.ev yerleşimlerinden biri vardı. 





2018 yılının astrolojik yorumları YouTube kanalımda yayında.

Bu videolarda 2018 yılının en önemli gündemleri olan Aslan ve Kova burcundaki Ay ve Güneş tutulmalarından, Jüpiter'in Akrep burcunda, Satürn'ün Oğlak burcunda ilerleyişinden ve Uranüs'ün Boğa burcuna geçişinden bahsediyorum.

[email protected]


Mitolojide Jüpiter, tanrıların kralıdır; cenneti ve yeryüzünü zorbalıkla ele geçiren bir ırkı imha eden bir tanrıdır. Kulağa ilginç gelse de bilimsel teori bu tarihsel kurguya adeta destek vermektedir. Güneşin etrafında dönen en ağır ve en büyük nesne olan Jüpiter, tıpkı mitolojide olduğu üzere güneş sistemindeki en baskın gezegen olarak gezegenlerin efendisi gibi düşünülebilir. Mitolojide Satürn, Jüpiter'in babasıdır. Düzen kuran ve koruyandır. 

California Institute of Technology’den gezegen bilimcisi Konstantin Batygin ve astrofizikçi Greg Laughlin’in araştırmasından Jüpiter olmasaydı Dünya'nın da var olamayacağını anlıyoruz. Araştırmayı anlamak astrofizikçi olmayan birisi için oldukça güç ama anladığım kadarıyla Güneş sisteminde bugünkü gezegenler her zaman bugünkü hallerinde ve bugünkü yörüngelerinde değillerdi. Yıldız sistemlerinde bir gezegenin yörüngesi dışına çıkarak kaotik hareketler yapması mümkün. İşte Jüpiter de milyarlarca yıl önce yörüngesinden çıkarak Güneş’e doğru yürüdü. Bir süre sonra Satürn, Jüpiter'in peşinden gitti. Bu yürüyüşlerine bilim insanları Grand Tack (Büyük Volta) ismini veriyor. 

Jüpiter’in büyük voltasından evvel Dünya’nın bulunduğu yerlerde (Güneş’e Jüpiter’den daha yakın duran gezegenlerin olduğu bölgede) üzerinde hayat olmayan, büyük ve gazlarla çevrili kayalık gezegenler vardı. Sonra Jüpiter ve Satürn buralara gelerek, eski ve yaşamsız gezegenleri yok ederek Dünya gibi görece daha küçük gezegenlerin yolunu açtı. Bu yol açıştan sonra da Satürn, Jüpiter’i geriye, arkalara doğru, şimdiki yerine doğru çekti. 





















Dünya oluşmadan evvelki güneş sistemindeki gezegensel oluşumlardan kalan artıkların çoğunu sistemin dışına atarken bir kısmını da henüz oluşan dünyamıza doğru atan Jüpiter, bu sayede şimdi okyanuslarımızı oluşturan suyu, yine fırlattığı bir asteroit (büyük meteor) sayesinde Dünya’ya ulaştırdı.  Jüpiter hala birçok asteroitin çobanlığını yapmaktadır. Bunları zaman zaman uzayın boşluklarına yollamaya devam etmektedir. 66 milyon yıl önce de fırlattığı asteroitlerden biri Dünya’ya çarparak dinozorların yok olmasına sebep olmuş olabilir. Bu sayede memeliler ve insanlar Dünya’da var olabilmiştir. Jüpiter’in o meşhur asteroit çobanlığı olmasaydı bugün insanlık var olmayabilirdi.

Bu bilimsel teori, mitolojiyle ve de astrolojinin Jüpiter ve Satürn’e yüklediği anlamlarla şaşırtıcı biçimde örtüştüğü için ilgimi çekti. Jüpiter, karar verdi, yolları temizledi. Bereket (su) bıraktı. Mitolojide Jüpiter’in babası sayılan Satürn ise bu becerikli oğlunu gidip Güneş’in dibine girip kendini ve diğer her şeyi yakıp yıkmadan, ortamın bereketini kaçırmadan tuttu kolundan uzaklaştırdı. 


[email protected]








Venüs hoş şeylerin, hoşlukların, anlaşmanın, uzlaşmanın gezegenidir. En geniş haliyle, Venüs'e yaklaşmış bir Güney Ay Düğümü (GAD), veya Venüs'le karşıtlık yapan bir Kuzey Ay Düğümü (KAD)/ Rahu vedik astrolojiye göre Venüs'e ait hoşluklara ve anlaşmalara kayıtsızlık, bunlardan yana bıkkınlık, dolmuş taşmışlık, tatminsizlik yaratır. Bağlanma problemi var diye düşündüğümüz kişilerde yaygın görülen bir etkidir. 


Bu geniş özet içine pek çok durumu alabilir. Etkilerin pozitif olup insana kolaylık vermesi veya negatif olup başını belaya sokması ise Venüs'ün burcuna, durduğu eve ve aldığı diğer etkilere göre değişir. Yine de ilk anda aklıma gelenler şöyle sıralansın:

  • Eşin/sevgilinin ihtiyaçlarına karşı kayıtsızlık 
  • İlişkiye (gönül ilişkisi + ticari ilişki + her türlü ilişki) ihtiyaç duymamak
  • İlişkilerdeki en ufak pürüzde ilişkiden kolayca vazgeçme
  • Anlaşmalara, sözleşmelere uymakta zorlanma
  • (Kadın ise) feminen albeniye itibar etmeme
  • Baş döndüren, sarhoş eden maddelere veya tatlıya düşkünlük
  • İlişkiye karar vermeden önce çok uzun düşünme
Venüs'ü Güney Düğümü'yle kavuşmuş bazı ünlüler:
Britney Spears, Heath Ledger, Ben Affleck

[email protected]